İlmi Sahiplenmek

Nefsimin en sıkı tutunduğu hastalıklardan biri de “bilme hastalığı” gibi. Bu hastalık bende o kadar kök salmış ki, basit bir tartışmada bile birisi bana bilmediğim yerden bir cevap verince elim ayağım boşalıyor. Olaydan sonra vesveseler başlıyor. Nefsin yırtıcılığı ve kibri olduğu gibi gözümün önüne seriliyor. Kulaklarım da lanetli bir çığlıktan nasibini alıyor. Planlar, hayaller, hezeyanlar, fanteziler ardı ardına kalbime fışkırtılıyor. Bir çeşit büyü olmalı ki insanı ele geçiriyor. Başka bir haletiruhiye içerisinde kaşları çatık, kalbi kara, başı kalkık bir şeytan peyda oluyor hayalimde.

Allah’ın lutfu ve yardımı sayesinde içimden bir ses beni haberdar ediyor halimden. Sonra kendime Allah’ın yüceliğinin ve kudretinin sonsuz olduğunu hatırlatıyorum. La havle ve la kuvvete illa billah. Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur.

Tabii, bir şeyi söylemek başka, onu idrak etmek başka. Öyle hissediyorum ki, Allah’ın sonsuz ilim sahibi olduğunu yavaş yavaş idrak etmeye başlıyorum. Başıma arada sırada gelen benzeri olaylar neticesinde bir gün anladım ki, ben ilmi biriktirilen bir mal gibi görüyorum. Ve biriktirdiğim içindir ki ben ilmi kendimin bir parçası gibi görüyorum. Burada ilimden kastedilen şeyin küçük ya da büyük olmasının bir önemi yok. Nefsim sonuçta bilmediği herhangi bir şey olduğunda sinirden kulaklarından sıcak hava üflüyor.

Nefsimin hastalığına başka bir örnek daha var. Mesela insanlar oturur matematik öğrenir değil mi ? Benim nefsim oturup matematik öğrenirken bile rahatsız. Rahatsızlığının nedenini anlamak zor olmadı çünkü açıkça söylüyordu. Nefsim bir formül ya da algoritma gördüğünde hemen şunu düşünüyor: “Bunu birinden öğrenmeseydim kendim bulabilir miydim ? Bulamaz mıydım ? O zaman sinirlenmeliyim. Bulur muydum ? O zaman neden başka birinden öğrenmek gibi aciz bir duruma düştüm ?”

Oysa biz kimiz ki ? Aciz kullar. Benim bildiğim ne varsa, az veya çok, hepsini bana Allah öğretti. Allah sonsuz ilim ve hikmet sahibidir. Sanki bunu yavaş yavaş içselleştiriyorum. Sanki nefsim yavaş yavaş uslanıyor. Doğrusunu Allah bilir. Bu idrakle beraber üstümden bir ağırlık kalktığını hissediyorum.

Elhamdülillahi Rabbil alemin


İlk yazı bu olacakmış meğer